Sisli Bir İstanbul Sabahı

Yolculukların erkenden çıkılanı makbuldür derler. Biz de düştük yollara sabahın erken saatlerinde. Saat 9 sularında Zincirlikuyu’dan birinci köprüye dönen kavşağa ilerlerken Levent taraflarında trafiğin bu kadar az olması şaşırttı bizi. “İstanbul’un da sağı solu belli olmuyor ya,” dedik birbirimize. Benim elimde navigasyon uygulamasının açık olduğu telefonum, Tolga’nın elleri arasında Meftun’un o havalı direksiyonu, bu şekilde ilerledik bir süre.

Hava kapalıydı bugün, hatta ara ara yağmur atıştırıyordu. İyi ki silecekleri değiştirmişiz dedim içimden. Çünkü yeni ön cam daha geçen haftalarda takılmıştı.

15 Temmuz Şehitler Köprüsünde sisli bir pazartesi sabahı – 19.02.2021

Köprüye çıktığımızda sağ yanımızdan bir motorlu hızlıca geçti. Tolga’nın ilk tepkisi motorun aşırı hızlı olmasıyla alakalıydı. Gri bulutların arasından hızlıca akıp gözden kaybolması birkaç saniye sürmüştü gerçekten. Köprü üstündeyken rüzgar etkisi o kadar çok hissediliyor ki motor gövdesine vuran kuvvetli hava akımı nedeniyle istem dışı bir şekilde iki şerit kaymıştık bir keresinde. Motorcunun o an nasıl hissettiğini hayal etmeye çalıştım ancak hissettiğim sadece dondurucu bir soğuktu.

Motorcunun ardından İstanbul’un ünlü ulaşım ağı mensubu metrobüs geçti yanımızdan, bütün gürültüsü ve stres yüklü havası ile. Metrobüsteki insanlar kafalarını birbirleri dışındaki her noktaya çevirmiş, boş bakışlarını o noktalara dikmiş öylece duruyorlardı. 2007’den beri bırak İstanbul’un, dünyanın yükünü çekmiş metrobüsün bugün bu saatte yine de bu kadar boş olduğunu görmek çok şaşırtıcıydı. Korona tedbirleri ile mi az yolcu alımı yapmaya başlamışlardı acaba? Yoksa Levent’te beklenmedik bir şekilde trafiğin olmamasındaki aynı nedenden mi kaynaklanıyordu?

Köprüyü aştıktan sonra iç içe girmiş kavşaklarda büyük bir kafa karışıklığıyla ilerledik. Özellikle Akasya AVM önü nereden gelip nereye gittiği alakasız bir sürü yolun kesişimindeydi. İstanbul’daki şehir içi ulaşımı sağlayan otobüs ve minibüsler için yapılmış, çok sayıda perona sahip büyük otobüs duraklarından biri de bu konumdaydı zaten. Elimde navigasyon açık olmasına rağmen bizi bu kavşaklarda yanlış yola sokmaya ramak kalmışken Tolga yolu hatırladı. Benim de yüreğime su serpti.

Varış Noktası

Nihayetinde pazartesi sabahı erkenden evlerimizden çıkmamıza sebep olan şeyin önündeydik: Döşeme Dünyası. Meftun’un çekyat döşemesinde yırtılmalar ve sökülmeler başlamıştı. Öyle çakmakla da günü kurtarabilecek gibi bir sökük değildi pekala. Olduğu gibi döşemeciye bıraktık yollara düştük gerisin geri. Ayrılmadan hemen önce dükkanın içine bakma fırsatım oldu. Dağınık bir yerdi, oradan buradan koltukların fırladığı, envaiçeşit makas, fırça, kumaş, iğnenin olduğu bir yer.

Bizim gri çekyat ortada yatıyorken döşemeci dükkanında

Sonraki gelişimizde Luki tavandaki kumaş üzerindeki siyah boya lekeleri için de bir şeyler yapabileceğini söyledi Ersan abi. Heyecanlandık, bir yandan endişelendik. Ya işe yaramazsa ya leke bırakırsa ya daha kötü olursa… Bir yandan da şunu biliyoruz ki birilerine güvenip risk almak ve kararlı olmak değişimi sağlıyor. Yoksa otur oturduğun yerde ne değişecek? Görmezden gelip yoluna devam edince sorunlar ortadan mı kaybolacak? Bu yüzden yeni insanlarla tanışmalı ki doğacak fırsatlara göre yeni kararlar alabilmeliyiz.

Giderken on dakika süren Kadıköy+köprü yolunun dönüşte otuz dakika sürdüğünü söyleyip İstanbul’un bu normalini zaten bildiğinizi varsayarak yazıyı sonlandırıyoruz. Bugünün instagram gönderisi Meftun’un gözyaşları. Sağlıcakla kalın 👋👋

Erken kalkan yol alır

Atasözü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.